Perşembe, Haziran 13, 2024
Ana SayfaTarihMimarlık Tarihinin Mihenk Taşı: Mimar Sinan

Mimarlık Tarihinin Mihenk Taşı: Mimar Sinan

Dünyanın en büyük mimar ve yapı sanatçılarından olan Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde yaşamış, pek çok esere imza atmış, mimarlık dehasıyla tarihteki yerini almıştır.


Koca Sinan adıyla anılan Mimar Sinan Ağa, 1490 tarihinde Kayseri‘nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde Anadolu’dan devşirme olarak İstanbul’a getirilerek o dönemde orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı’na yerleştirilmiştir. Askerlik eğitimi alırken mimarlığa merak salan Sinan burada dülgerliği öğrenmiştir. Bazı yapı işlerinde görev alarak dönemin önde gelen ünlü mimarlarıyla çalışma fırsatı elde etmiştir.

Sinan, Çaldıran Savaşı ve Mısır seferlerinden sonra Yeniçeri Ocağına alınmış ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Belgrad ve Rodos seferlerine katılarak bu seferler sonunda subaylığa terfi etmiştir. Daha sonra Mohaç Seferi başta olmak üzere pek çok sefere katılmış ve son Bağdat seferinde, Van Gölü’nün üstünden geçmesi için üç gemi yapımını başarıyla tamamlayarak haseki unvanına sahip olmuştur.

İlk olarak 1536 yılında Prut Irmağı üstünde yaptığı köprü ile dikkatleri üstüne çekmeyi başarmıştır. 1539 yılında Dergah Mimarları Başkanı Mimar Acem Ali’nin ölümünden sonra onun yerine Saray Baş Mimarı olmuş ve ölümüne kadar bu görevi sürdürmüştür.


Çağların Aşan Mimarlık Dehası

Osmanlının en güçlü olduğu zamanlarda yaşayan Koca Sinan, Mimarbaşı olduğu 3 padişah döneminde de, imparatorluğun gücünü simgeleyecek başyapıtlarını tasarımını yapıp uygulanmasında önemli vazifeler üstlenmiştir.

Mimar Sinan yaptığı eserlerde dehasını kullanarak herkesi şaşırtmış, kendisine hayran bırakmıştır. Yaptığı eserlerin önce çevresel etkilerini inceler ve çevresine en uygun biçimde yapıları inşa ederdi. Mimarlık tarihinde mihenk taşı olan Sinan, yaptığı çoğu eserde akıl almaz teknikler uygulayıp yapıların günümüze sağlam bir şekilde ulaşmasını sağlamıştır.

Yapılarında drenaj adı verilen bir kanalizasyon sistemi kurmuştur. Bu sistem sayesinde yapıların temelleri sudan ve nemden etkilenmeyerek dayanıklı kalmasını öngörmüştür. Geometriyi kullanarak çözümler üreten Sinan, bu şekilde doğal statiği bulmuştur. 


Depreme karşı bilinen ve gereken tüm tedbirleri alan Sinan, deprem dalgalarının emilmesi ve etkisini azaltması için yapıların temellerinde kullandığı harç sayesinde bunu başarmıştır.

Hayatı boyunca 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darülkurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 365 eserde imzası bulunmaktadır.

İstanbul’daki ilk eseri Şehzade Camii ve Külliyesi Sinan’ın çıraklık eseri olarak bilinmektedir. 1550 – 1557 yıllarında yapılan ve kendi söylemi ile kalfalık eserimdir dediği, Süleymaniye Camii Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Sinan 86 yaşına geldiğinde ise ustalık eseri olarak belirttiği 1575 yılında yapılan Edirne’deki Selimiye Camii‘dir.


Mimar Sinan’ın Hayranlık Uyandıran Eserlerinden Bazıları;

  • Hüsreviye Camisi (Halep)
  • Kaseki Camisi (İstanbul)
  • Şehzade Camisi (İstanbul
  • Süleymaniye Camisi (İstanbul)
  • Selimiye Camisi (Edirne)
  • Mihrimah Sultan Camisi (İstanbul)

Koca Sinan’ın Ölümü

Sinan, 98 yıllık dünya hayatı boyunca ardında tüm insanlığa örnek teşkil edecek yüzlerce eser bırakmıştır. 17 Temmuz 1588’de İstanbul’da yaşamını yitiren Mimar SinanSüleymaniye Külliyesi’nde ölmeden çok az bir süre önce yaptığı beyaz taşlı sade türbesinde yatmaktadır. 

Mustafa Kemal Atatürk, yapılarının etkisi ölümünden sonra da devam eden ve her dönemde saygınlığını korumuş Mimar Sinan’ın bilimsel olarak araştırılmasını ve bir heykelinin yapılmasını istemiştir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi başta olmak üzere pek çok ilçe, semt ve mahalle’ye ismi verilerek yaşatılmıştır.

BENZER İÇERİKLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler İçerikler