Pazar, Mart 3, 2024
Ana SayfaKültür“Artık Demir Almak Günü Gelmişse Zamandan...": Yahya Kemal Beyatlı

“Artık Demir Almak Günü Gelmişse Zamandan…”: Yahya Kemal Beyatlı

Gerçek adı Ahmet Agâh olan Yahya Kemal, 1884 yılında Üsküp’te doğmuştur. Annesi Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım; babası ise döneminin Üsküp Belediye Başkanı İbrahim Naci Bey olan Yahya Kemal Beyatlı, 1897’de Selanik’e yerleşmiştir. Annesini verem hastalığı sonucunda kaybetmiştir. Bu durum onu oldukça etkilemiştir. Sonrasında babası bir evlilik daha gerçekleştirmiştir. Bu nedenle ailesinin yanından ayrılan Beyatlı, Üsküp’e dönmüş ancak burada pek uzun süre kalmamış, Selanik’e geçmiştir.


İlköğretimini Üsküp’te tamamlayan Beyatlı, orta öğrenimine devam etmek üzere 1902 yılında Selanik’ten İstanbul’a gönderilmiştir. Galatasaray İdadisi ve Robert Koleji’nde eğitim imkânı bulamayınca Vefa Lisesi’ne kaydolmuş ve 1902 kışını İstanbul’daki akrabalarının yanında geçirmiştir.

Beyatlı Okuduğu Fransızca romanların etkisi ve Jön Türkler’e duyduğu ilginin etkisiyle, 1903 yılında Sultan II. Abdulhamid Han devrinde İstanbul’dan Paris’e gitti. Sorbonne Üniversitesi’nin Siyaset Bilimi bölümüne başladı. Okul hayatı boyunca derslerinin yanı sıra tiyatro ile ilgilendi. Kütüphanelerde Fransız şairleri ve tarih hakkında araştırmalar yaptı. Aynı zamanda bu dokuz yıl içerisinde hiç dil bilmeden gittiği bu kentte hızlı bir şekilde Fransızca öğrenmiş ve Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Mustafa Fazıl Paşa, Prens Sabahattin, Abdullah Cevdet, Abdülhak Şinasi Hisar gibi Jön Türklerle tanışma imkânı buldu.


Beyatlı 
Darüşşafaka İdadisi’nde tarih ve edebiyat öğretmenliği yapmış; bir süre Medresetü’l-Vaizi’nde uygarlık tarihi dersi verdiği sırada Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi şahsiyetlerle tanışmıştır. Hayatının sonuna kadar çok yakın dostu olan Ahmet Hamdi Tanpınar, onun Darülfünun’da öğrencisi olmuştur.

Divan şiiriyle batı şiirini ustaca kaynaştırmıştır. Aruzu, Türkçeye uygulamış, yalnızca “Ok” şiirini hece ölçüsüyle yazmıştır. Parnasizmin Türk edebiyatındaki temsilcisidir. Hiç kitap yayınlamamış ve “esersiz şair” olarak nitelendirilmiştir. “Peyam gazetesi”‘nde, “Süleyman Nadi” mahlasıyla“Çamlar Altında Muhasebe” başlığı altında yazılar yazmıştır. 1910’dan beri yazdığı şiirlerini ilk defa 1918’de “Yeni Mecmua”dergisinde yayımladı. Yahya Kemal Beyatlı Türk edebiyatının baş aktörleri arasına girmiştir. Mondros Mütarekesi sonrasında etrafındaki gençleri toplayıp “Dergâh adlı bir dergi kurdu. Dergi kadrosunda Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimler yer almıştır. Yahya Kemal’in yakından ilgilendiği bu dergide yayınlanan tek şiiri “Ses Manzumesi” olmuştur. Dergi için pek çok düzyazı yazan Yahya Kemal; bu yazılarla Milli Mücadele’ye destek vermiş ve İstanbul’da Kuvay-ı Milliye ruhunu canlı tutmaya çalışmıştır.

Milletvekilliği görevinde de bulunan Beyatlı, 1949 yılında Pakistan Büyükelçisi iken emekli olmuştur.

Yahya Kemal Beyatlı, tedavi için gittiği Paris’ten bir yıl sonra İstanbul’a dönmüş, tedavisinin yapıldığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde, 1 Kasım 1958‘de hayata gözlerini yummuştur.

Yahya Kemal Beyatlı mezar taşına şu dizenin yazılmasını istemiştir;

“Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.”

BENZER İÇERİKLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler İçerikler