Perşembe, Şubat 22, 2024
Ana SayfaTarih13 Ekim 1923: Başkentimiz Ankara

13 Ekim 1923: Başkentimiz Ankara

Ankara, 27 Aralık 1919’da Heyet-i Temsiliye’nin merkezi olmuştur. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Kurtuluş Savaşı’nın merkezini oluşturan bir konuma gelmiştir. 

Mücadelenin devam ettiği her an bütün eylem ve planlar, burada sonuca bağlanıyor son kararlar buradaki tartışmalar sonucunda belirleniyordu. Özellikle de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasından sonra başkentin neresi olacağı konusu çok daha önemli bir hale gelmiştir.

İtilaf Devletlerinin İstanbul’u terk etmesinin ardından Türk Ordusunun kente girmesiyle yeni başkentin neresi olması gerektiği konusunda çeşitli görüşler bildirilmiştir. Ankara’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu yer ve milli mücadelenin merkezi olduğu göz önünde bulundurularak, 13 Ekim 1923’de İsmet Paşa’nın meclise sunduğu önerge ile oy birliğince kabul edilerek Ankara, yeni Türk Devleti’nin başkenti ve hükümet merkezi olmuştur.


Ankara’nın gerek coğrafi uygunluğu, askeri açıdan güvenli bir yer olması başkent olması açısından oldukça etkili olmuştur.
 Artık Osmanlı Devleti’ne dönüşün mümkün olmadığı dünya tarafından anlaşılmıştır. Batılı devletler ise bu kararı bir müddet tanımasalar da Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlılığı karşısında elçiliklerini Ankara’ya taşımak zorunda kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’nın başkent oluşunu Nutuk’ta şu şekilde anlatmıştır:

Efendiler, Lozan Antlaşması’nın eklerinden olan düşman işgali altındaki topraklarımızı boşaltma protokolü uygulandıktan sonra, yabancı işgalinden tamamen kurtulan Türkiye’nin toprak bütünlüğü fiilî olarak sağlanmıştı. Artık yeni Türkiye Devleti’nin başkentini bir kanunla tespit etmek gerekiyordu. Bütün düşünceler, Yeni Türkiye’nin başkenti Anadolu’da ve Ankara şehri olarak seçme lüzumunda birleşiyordu.

Bu seçimde, coğrafî durum ve askerî strateji en büyük önemi taşıyordu. Devletin başkentini bir an önce tespit ederek, içten ve dıştan gelen kararsızlıklara bir son vermek şarttı.

Gerçekten de, bilindiği üzere, başkentin İstanbul olarak kalacağı veya Ankara olacağı konusunda öteden beri içeride ve dışarıda kararsızlıklar görülüyor, basında demeçlere ve tartışmalara rastlanıyordu. Bu arada İstanbul’un yeni milletvekillerinden bazıları, Refet Paşa başta olmak üzere, İstanbul’un hükümet merkezi olarak kalması gereğini bazı örneklere dayanarak ispat etmeye çalışıyorlardı.
Ankara’nın gerek iklim, gerek ulaştırma araçları ve gelişme kabiliyet ve istidadı ve gerekse mevcut tesisler ve kuruluşlar bakımından hiç de uygun ve elverişli olmadığını söylüyorlar; İstanbul’un «payitaht» olması lâzımdır ve mutlaka olacaktır, diyorlardı. Bu ifadeye dikkat edilirse, bizim «başkent» deyimiyle kastettiğimiz anlam ile bu ifadelerdeki “payitaht” deyimini kullananların görüşleri arasında bir fark bulmamak mümkün değildir.
Bundan dolayı, bu konuda zaten kesinleşmiş bulunan kararımızı resmen ve kanunî yoldan ilân ettirerek, «payitaht» sözünün de yeni Türkiye Devleti’nde kullanılmasına gerek kalmadığını göstermek lâzım, geldi. Dışişleri bakanı İsmet Paşa, 9 Ekim 1923 tarihli tek maddelik bir kanun tasarısını Meclis’e teklif etti.

Altında daha on dört kadar zatın imzası bulunan bu kanun teklifi, 13 Ekim 1923 tarihinde uzun görüşme ve tartışmalardan sonra çok büyük bir çoğunlukla kabul edildi. Kabul edilen kanun maddesi şudur: “Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehridir.

BENZER İÇERİKLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler İçerikler